Sevgili Anne ve Babalar,
Bir çocuğun hayatındaki en önemli kararlar, aslında onun adına başkaları tarafından verilir.
İlk adımları…
İlk arkadaşları…
İlk öğretmeni…
Ve ilk okulu…
Belki de bu yüzden, bir anaokulu seçmek yalnızca bir kayıt süreci değil; çocuğunuzun geleceğine duyulan güvenin ilk adımıdır.
Ben de yıllar önce tam olarak bu duyguyu yaşayan bir anneydim.
2008 yılında oğlum için okul ararken kendime tek bir soru sordum:
“Çocuğumu nasıl bir ortamda büyütmek isterim?”
Cevabını bulamayınca, o hayali kurmaya karar verdim.
İşte Limon Anaokulu böyle doğdu.
Limon hiçbir zaman sadece bir okul olmadı.
Biz, çocukların sesinin duyulduğu…
Merak etmenin teşvik edildiği…
Hata yapmanın öğrenmenin doğal bir parçası kabul edildiği…
Her çocuğun kendi hızında gelişmesine saygı duyulan bir yaşam alanı kurmak istedik.
Çünkü yıllar önce Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde okurken doğanın bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardı:
Hiçbir tohum birbirinin aynısı değildir.
Aynı toprağa ekilseler bile her biri kendi zamanında filizlenir.
Çocuklar da böyledir.
Onları birbirleriyle yarıştırmak yerine, kendi potansiyellerini keşfetmelerine rehberlik etmek gerektiğine inanıyorum.
Limon’u kurduktan sonra da öğrenmeye hiç ara vermedim.
Çünkü çocukların dünyasına ne kadar yaklaşsam, öğrenecek daha çok şey olduğunu gördüm.

Bu inançla Atatürk Üniversitesi’nde Çocuk Gelişimi Ön Lisans Programı’nı, ardından İstanbul Üniversitesi’nde Çocuk Gelişimi Lisans Programı’nı tamamladım. Sonrasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde pedagojik formasyon eğitimimi alarak bilgi birikimimi bilimsel temellerle güçlendirdim.
Ben inanıyorum ki çocukların geleceğini şekillendiren şey yalnızca iyi niyet değildir.
Bilgi…
Deneyim…
Sürekli öğrenme…
Ve en önemlisi, her çocuğa duyulan saygıdır.
Bugün hem kurucu hem okul müdürü olarak hâlâ her sabah çocuklarımızı kapıda karşılıyor, sınıflarını geziyor, öğretmenlerimizle birlikte onların gelişimini yakından takip ediyorum.
Çünkü eğitim uzaktan yönetilecek bir iş değil; çocukların gözlerinin içine bakarak, onların heyecanını hissederek yapılır.
Geçen yıllar boyunca binlerce çocuğumuzun ilk arkadaşlıklarına, ilk keşiflerine, ilk sahne deneyimlerine, ilk başarısına ve bazen de ilk gözyaşına eşlik ettik.
Ve her defasında aynı şeye şahit olduk:
Sevildiğini hisseden bir çocuk öğrenmekten korkmaz.
Kendine güvenen bir çocuk hayallerinden vazgeçmez.
Değer gördüğünü bilen bir çocuk ise başkalarına da değer vermeyi öğrenir.
İşte bu yüzden Limon Anaokulu’nda yalnızca akademik gelişimi değil; merakı, vicdanı, özgüveni, paylaşmayı, üretmeyi, doğayı sevmeyi ve mutlu olmayı da eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
Biz çocukları geleceğe hazırlamıyoruz.
Biz onların geleceği şekillendirecek bireyler olarak yetişmelerine eşlik ediyoruz.
Belki yıllar sonra çocuklarımız hangi etkinliği yaptığımızı, hangi oyunu oynadığımızı ya da hangi şarkıyı söylediğimizi hatırlamayacak.
Ama burada hissettikleri güveni…
Kendilerine duydukları inancı…
Başarabildiklerini fark ettikleri o ilk anı…
Hayatları boyunca yanlarında taşıyacaklar.
İşte bizim en büyük sorumluluğumuz da budur.
Bugün geriye dönüp baktığımda, Limon’un kapısından ürkek adımlarla içeri giren çocuklarımızı; gözlerinde umut, yüreklerinde cesaret ve yüzlerinde kocaman bir gülümsemeyle mezun ettiğimizi görmek, bana ilk günkü heyecanımı hâlâ yaşatıyor.
Çünkü ben hâlâ ilk günkü inançla aynı cümleyi kuruyorum:
Her çocuk, sevgiyle başlayan bir eğitimi hak eder.
Eğer siz de çocuğunuzun yalnızca iyi bir eğitim değil; sevildiği, anlaşıldığı, saygı gördüğü ve mutlu olduğu bir çocukluk yaşamasını istiyorsanız…
Sizi tanımayı, hikâyenizi dinlemeyi ve bu yolculuğa birlikte çıkmayı çok isteriz.
Kapımız da, kalbimiz de çocuklarımız ve ailelerimiz için her zaman açıktır.
Sevgi ve saygılarımla,
Canan Kamsız
Kurucu & Okul Müdürü